Bir Gençlik Nasıl Kayboldu?
Birkaç gün önce Atlas Çağlayan adında, 17 yaşında hayatının en güzel çağında olan bir evladımızı “yan bakma” bahanesiyle toprağa verdik. Onu bizden koparan ise ondan iki yaş küçük, cebinde silahıyla gezen bir “suç makinesiydi”. Bu acı olay, toplum olarak sadece yasalarımızı değil, ruhumuzu nerede kaybettiğimizi de bize sorgulatmalı.
Bizim zamanımızda sokaklar oyunun, paylaşmanın ve mahalle kültürünün kalbiydi. Bizler, kurban kesilirken bakmaya kıyamayan, bir canlının acısına ortak olan merhametli bir nesildik. Bırakın bir insanı öldürmeyi, birine el kaldırmak bile büyük bir utanç vesilesiydi. Peki, ne oldu da o yufka yürekli çocukların yerini; hiç tanımadığı birinin canını saniyeler içinde alan, şiddeti bir “güç gösterisi” sanan bu karanlık zihniyet aldı?
Öldürürken “Büyük”, Ceza Alırken “Küçük”
Bugün gelinen noktada en büyük çelişki burada başlıyor. Bir canı alacak kadar gözü kararmış, eline silah alacak kadar cüretkar davrananlar; iş adalete gelince “yaşı küçük” denilerek korunuyor. Atlas ne ilk ne de son… İstanbul’da Atlas Çağlayan, Kadıköy’de Mattia Ahmet Minguzzi, Gaziantep’te Eyüp Arıcı, Ankara’da Hakan Çakır, Bolu’da Alperen Ömer Toprak… Şehirler değişiyor, isimler değişiyor ama o korkunç son hiç değişmiyor. Adalet sistemi, katilin yaşını korurken kurbanın elinden alınan o koca geleceği unutmamalıdır.
Ekranda Ne Varsa Sokakta O Var
İzlediklerinize, çocuklarınıza izlettiklerinize dikkat edin; çünkü çocuklar onları kendilerine rol model seçiyor. Bizler de öyle değil miydik? Bizim zamanımızda Rambo vardı, Cüneyt Arkın vardı, Jackie Chan (Jeki Jen) vardı… Onlar bize kötülerle mücadele etmeyi ama bir yandan da disiplini ve karakteri gösterirdi. Perihan Abla’yı, Cosby Ailesi’ni izleyerek büyüdük biz. Şimdi çizgi filmlerde bile şiddet var. İçeceği, sigarayı buğulaştıran RTÜK; silahları ve vahşeti esirgemeden yayınlıyor. Bu neyin ikiyüzlülüğüdür?
Ailelere Büyük Görev Düşüyor
Ancak sadece sisteme kızmak yetmez; en büyük görev biz ailelere düşüyor. Çocuklarımıza kaba kuvvetin bir çözüm olmadığını, insanları kaba kuvvetle değil karakterimizle ve bilgimizle yenmemiz gerektiğini daha küçük yaştayken anlatalım. Ben çocuklarıma hayatım boyunca hiç vurmadım. Biliyorum ki eğer onlara bir tokat bile atsaydım, onlar da şiddeti bir çözüm yolu olarak göreceklerdi.
Korkusuz Bir Gelecek İstiyoruz
Eğer bugün sesimizi çıkarmazsak, kendi adaletini arayanların sayısı artacak ve geriye savunulacak bir toplum kalmayacaktır. Atlas’ın annesinin feryadı, aslında hepimizin vicdanının sesidir. En büyük temennimiz; hiçbir annenin evladının ardından gözyaşı dökmediği, kızlarımızın ve erkek çocuklarımızın sokaklarda korkmadan, özgürce ve güvenle büyüyebildiği bir geleceği hep birlikte inşa edebilmektir.
Yasemin Kafadar
Yazı gerçekten çok çarpıcı.
En sarsıcı tarafı, ‘öldürürken büyük, ceza alırken küçük’ çelişkisini bu kadar net ortaya koymanız.
Okurken insan ister istemez kendi çocukluğunu, bugünü ve aradaki kaybı düşünüyor.
Keşke bu tür metinler sadece okunup geçilmekle kalmasa da gerçekten bir şeyleri değiştirebilse.