Görünür Olmak Uğruna Kaybolan Değerler
Bazen düşünüyorum, gerçekten geçim sıkıntısından mı yapıyorlar bütün bunları diye… İnsanların, aileleriyle yaşadıkları şeyleri bu kadar göz önüne sermeleri, bu kadar açık etmeleri, bana hep tuhaf geliyor. Çünkü bizim kültürümüzde aile dediğin şey, bir mahremdi. Sevinç de hüzün de, tartışma da barışma da evin içinde kalırdı. Şimdi ise bakıyorum, karı koca kavgaları, karı koca sevişme sahneleri, alışverişleri, en özel anları… Hepsi kameralara çekilip milyonların önüne seriliyor. Evler artık birer film stüdyosu gibi. Her köşe başında bir kamera, her duyguda bir kayıt cihazı. Her şey kayıt altında, her şey gösteride.
İnsan ister istemez düşünüyor: Bu gerçek olabilir mi? Gerçekten mi kavga ediyorlar? Gerçekten mi barışıyorlar? Yoksa hepsi bir oyun mu? Çünkü o kadar profesyonelce çekiliyor ki sahneler, doğallık kaybolmuş. Üzerinde o kadar teknoloji, o kadar yatırım var ki, insan diyor ki, geçim sıkıntısından olsa bile, bu kadar masrafı nasıl karşılıyorlar? Gerçek bir dert olsaydı, insan en çok mahremine sahip çıkardı. Demek ki mesele sadece ekmek kavgası değil, mesele görünür olma yarışı.
Bugün sosyal medya insanlara sadece açlık değil, bir de görünmezlik korkusu aşılıyor. Artık insan nefes aldığı için değil, ekranda göründüğü için var olduğunu hissediyor. Manzara paylaşmak, kitap paylaşmak, bir şiir paylaşmak yetmiyor. Yetmiyor çünkü algoritmalar samimiyeti değil, teşhiri ödüllendiriyor. Daha çok izlenen daha çok var sayılıyor. Daha çok konuşulan daha çok değerli görülüyor. Ve insanlar, var olabilmek için kendilerinden, ailelerinden, mahremiyetlerinden vazgeçiyorlar.
Oysa aile dediğin şey, sessiz bir limandı. Bir bakışla anlaşılırdı insanlar. Bir dokunuşla barışılırdı. Şimdi ise her kelime kayıtta, her an sahnede. Gerçek duygular, samimi anlar, mahremiyet yerini gösterişe, yarışa, reytinge bıraktı. İnsanın doğası buna isyan ediyor. İçimizde bir yer, hâlâ anlamıyor bu durumu. Hâlâ “Bu nasıl olabilir?” diye soruyor. Ve belki de bu anlamayışımız, bu yabancılığımız, bizim hâlâ insan kalabilmiş yanımızın bir işareti.
Bazı şeyler paylaşılmak için değil, yaşanmak içindir. Aile, bunların başında gelir.
Yasemin Kafadar