Toplumumuzda kadınlar, günlük yaşamda hâlâ pek çok ayrımcılıkla karşılaşıyor.
Bazen bu ayrımcılık açıkça karşımıza çıkıyor; bazen ise dilimize, davranışlarımıza öylesine işlemiş ki fark etmeden devam ettiriyoruz.
Dilimizdeki Ayrımcılık
Basit gibi görünen kelimeler bile ayrımcılığı yeniden üretiyor.
Örneğin trafikte bir kaza olduğunda hemen “Kadın sürücüydü zaten” denir.
Erkek sürücü hata yaptığında ise kimse cinsiyetinden bahsetmez.
Neden? Çünkü sürücülüğün “erkek işi” olduğuna dair gizli bir önyargı vardır.
Benzer şekilde, doktor, mühendis, pilot gibi mesleklerde de “kadın doktor”, “kadın mühendis” gibi ifadeler kullanılır.
Oysa mesleğin başarısı cinsiyete bağlı değildir.
Bir insan doktorsa doktordur, mühendisse mühendistir.
Kadın ya da erkek olması, yaptığı işi küçültmez, değiştirmez.
Bu küçük gibi görünen vurgular, kadını ikinci plana itmenin, sıradanlaştırmanın yollarından biridir.
Ve ne yazık ki bazen kadınlar bile bu dili farkında olmadan kullanıyor.
Gündelik Hayatta ve Medyada Ayrımcılık
Toplumda hâlâ “Kadın dediğin evinde oturur”, “Elinin hamuruyla erkek işine karışma” gibi sözler sıkça duyuluyor.
Kadının ev dışında bir hayat kurması, çalışması, yöneticilik yapması, araba sürmesi bile hâlâ bazı çevrelerde garipseniyor.
Kadın sokağa çıktığında, bir işte çalıştığında ya da direksiyon başına geçtiğinde şaşkınlıkla bakılıyor.
Başarıya ulaştığında ise “kadın olduğu için” şaşırılıyor.
Bu, kadının yeteneklerinin küçümsenmesi demektir.
Üstelik ayrımcılık yalnızca sokakta değil, medyada da açıkça karşımıza çıkıyor.
Haber spikerleri — kadın ya da erkek fark etmiyor — trafikte bir kaza haberini verirken hâlâ “kadın sürücü” diyerek başlıyor söze!
Bir insanın cinsiyetini bu şekilde vurgulamak, farkında olmadan kadını aşağılayan eski zihniyeti yeniden üretmektir.
Bu dil, sadece sokaktaki insanın değil, ekran önündeki habercinin de hâlâ kadına eşit gözle bakmadığını gösteriyor.
Gazeteciler, haber spikerleri, televizyoncular…
Ellerine mikrofon aldıklarında sadece haber vermiyorlar; aynı zamanda topluma örnek oluyorlar.
O yüzden artık kelimelerinizi seçin!
Kadın ya da erkek olun fark etmez, konuştuğunuz dilin ayrımcılığı yeniden üretmediğinden emin olun.
Çünkü küçük bir kelime, büyük bir zihniyetin aynasıdır.
Devamı yarın: Avrupa’da Kadına Bakış ve “Neden Kadınlardan Korkuluyor?”
Yorumlarınızı bekliyoruz! Siz de düşüncelerinizi bizimle paylaşın.
Yasemin Kafadar