23 Nisan: Bir Milletin Çocuklarına Armağanı
Her yıl olduğu gibi bugün de takvimler 23 Nisan’ı gösteriyor. Ama bu tarih yalnızca bir bayram değil; bir milletin geleceğe bıraktığı en anlamlı hediyelerden biridir.
1920 yılında, işgal altındaki bir ülkenin kaderini değiştirmek için toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek tarih sahnesine çıktı. Ve tam dört yıl sonra, 1924’te bu anlamlı gün, çocuklara bayram olarak armağan edildi. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk biliyordu ki; yarınları inşa edecek olan, bugünün çocuklarıydı.
Dünyada ilk ve tek olan bu bayram, sadece neşe içinde salıncakta sallanan çocukları değil, aynı zamanda bağımsızlık uğruna mücadele etmiş bir halkın umudunu temsil eder.
Bugün, sokaklarda cıvıldayan çocuk sesleri duyuyorsak…
Bugün, gökyüzüne balonlar bırakılıyorsa…
Ve bugün, bir millet bayrağını gururla dalgalandırıyorsa…
Bu, geçmişin azmi ve geleceğe olan inancımız sayesindedir.
Kutlu olsun 23 Nisan.
Kutlu olsun çocuklara emanet edilen bu güzel vatan.
Oysa şimdi…
Bu bayramın hediye edildiği o çocuklar, ne yazık ki parklarda değil bazen dört duvar arasında büyüyor.
Kimi zaman bir hapishane görüş gününde, kimi zaman bir mülteci kampında, kimi zaman yoksulluğun içinde…
Çocuk olmak, sadece yaşı küçük olmak değil artık.
Kimi çocuklar bir yetişkin gibi gelecek endişesi taşıyor, kaygıyla büyüyor, oyun oynamayı bile unutuyor.
Atatürk’ün, “Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir,” sözleri bugün daha çok yankılanmalı kulaklarda. Çünkü bu ülkenin çocukları; yalnızca bir gün değil, her gün değer görmeli.
Bir bayramın anlamı, sadece kutlanmakla değil; o bayramı hak edenlere gerçekten yaşatmakla olur.
Ve belki de bugün en büyük görev, çocuklara sadece balon değil, umut da verebilmek…
23 Nisan’ın gerçek coşkusunu yaşatmak için…
Çocukları koruyarak, hak ettikleri yaşamı sunarak, gelecekten korkmadan büyümelerine izin vererek…
Ancak o zaman, bu bayramın ruhu gerçekten tamamlanır.
Ne demişti şair Turgut Ertürk;
Bir dünya bırakın biz çocuklara,
Islanmış olmasın gözyaşlarıyla…