Hayat bazen öyle bir tempoya sokuyor ki ne hissettiğini, ne istediğini bilmiyorsun. Sürekli bir yerlere yetişmeye, bir şeyleri tamamlamaya çalışırken içindeki sesi bastırıyorsun. Kendini ihmal ettiğini fark bile etmiyorsun. Çünkü hep bir şeyler senden daha önemli gibi geliyor: Başkalarının ihtiyaçları, beklentiler, sorumluluklar… Ama ya sen? Sen ne zamandır gerçekten kendini dinlemedin?
Sürekli güçlü görünmeye çalışırken içten içe yıpranıyoruz. Dışarıdan dimdik duruyoruz belki ama içeride bir yerlerde sessizce tükeniyoruz.
Sorunlarımızı içimize atıyoruz, kimseye belli etmiyoruz. “Ben iyiyim” yalanını en çok kendimize söylüyoruz. Ve bazen bu maskeyi o kadar uzun süre takıyoruz ki gerçek yüzümüzü unutur hale geliyoruz.
”Ben böyle olmak zorundayım” diyoruz. Ama değiliz… Güçlü olmak her şey demek değil. Güçlü görünmeye çalışırken kırıldığını görmemek, kendi yorgunluğunu fark etmemek… İşte gerçek tehlike burada başlıyor.
Kendine ne zaman son kez zaman ayırdın? Sadece kendin için, sadece senin ruhun nefes alsın diye… Yoksa hâlâ “önce herkes, sonra ben” mi diyorsun?
Unutma… Ruhun da bedenin kadar ilgiye, sevgiye, bakıma muhtaç. Senin de hakkın var üzülmeye, dinlenmeye, hayır demeye… Senin de hakkın var “ben buradayım” demeye.
Duygularını bastırma. Yaşa. Hisset. Ve en önemlisi kendini suçlamaktan vazgeç. Yaptığın hatalar seni eksik yapmaz. Aksine seni sen yapan bütünün birer parçasıdır.
Kendini her şeyden önce sen sahiplenmelisin. Çünkü sen kendine en çok lazım olan kişisin.
Bu satırları okurken, eğer kendinden bir parça bulduysan biraz dur. Derin bir nefes al. Ve kendi iç sesine şunu söyle: “Ben de önemliyim. Ben de değerliyim. Ben de hak ediyorum.”
Yasemin Kafadar
Bazı yazılar sadece okunmaz, hissedilir. Bu da onlardan biri…
Sanki içimdeki o susturduğum sesin kelimelere dökülmüş hali. Ne zaman kendimi geri plana atsam, “önce herkes” desem… Ruhumun sessizce yorulduğunu fark etmiyorum. Ama bu satırlar hatırlattı: Ben de önemliyim. Ben de değerliyim.
Teşekkür ederim sevgili kalemdaşım, böyle bir hatırlatma için.