Bazen gerçekten düşünüyorum…
Nedir bu kadınların hayatta çektiği?
Yaşadığımız çağda hâlâ en basit olaylarda bile cinsiyet ayrımcılığına maruz kalıyoruz.
Bir trafik kazası olduğunda, sürücünün cinsiyeti eğer erkekse haberler şöyle başlıyor:
“Trafik kazası meydana geldi.”
Ama sürücü kadın olunca:
“Kadın sürücünün yaptığı kaza trafiği felç etti.”
Sanki kaza yapmanın suçlusunun cinsiyet olduğu mesajı veriliyor.
Bu sadece trafik kazalarında olmuyor.
Mesleklerde de aynı ayrımcılık sürüyor:
Bir doktor erkekse “doktor” deniyor, kadınsa “kadın doktor” diye ayrıca belirtiliyor.
Bir polis erkekse “polis” deniyor, kadınsa “kadın polis” vurgusu yapılıyor.
Bir öğretmen erkekse sadece “öğretmen”, kadınsa “kadın öğretmen” diye ifade ediliyor.
Peki neden?
Bir mesleği iyi yapmak için erkek ya da kadın olmak mı gerekiyor?
İyi doktorun, iyi polisin, iyi öğretmenin cinsiyeti olur mu?
Hayır.
İnsan insan olabildiği için değerlidir.
Yaptığı işteki emek ve karakter önemlidir, cinsiyeti değil.
Bu ayrımcı dil, yıllar boyunca toplumun bilinçaltına öyle işlemiş ki, artık çoğu zaman fark etmeden kullanılıyor.
Ama her küçük kelime, her küçük vurgu, insanın değer algısını etkiliyor.
Kadınların sırf cinsiyetlerinden ötürü “olağanüstü” veya “istisna” gibi gösterilmesi, aslında farkında olmadan onları dışlıyor.
Artık şunu kabul etmemiz gerekiyor:
Başarının, becerinin, ahlakın cinsiyeti yoktur.
Trafikte de yoktur, mesleklerde de yoktur, hayatta da yoktur.
Kadınlar yüzyıllardır görünmeyen bir mücadele veriyorlar:
Sadece var olabilmek için,
Sadece eşit sayılabilmek için,
Sadece insan gibi muamele görebilmek için.
Belki küçük bir haber başlığında bile başlayan bu ayrımcılığı fark etmek,
daha büyük değişimlerin ilk adımıdır.
Belki de en büyük devrim,
“İnsan”ı cinsiyetinden bağımsız görebildiğimiz gün başlayacak.
Yasemin Kafadar
(Devamı yarın)
Bu konuda ki düşüncelerinizi yormlarda paylaşılmasını?
Her satırında durup düşündüm…
Gerçekten de bu ayrımcı söylemler o kadar içimize işlemiş ki, bazen biz bile fark etmeden kullanıyoruz.
“Kadın sürücü”, “kadın öğretmen” gibi ifadeler sıradanlaştırılmış ama aslında derin bir eşitsizliğin habercisi.
En çok da “başarının cinsiyeti yoktur” cümlesi içime işledi.
Kalemine sağlık… Bu yazı sadece anlatmamış, hissettirmiş.
Ve evet, belki de en büyük devrim, insanı yalnızca insan olarak görebildiğimizde başlayacak.
Sen bu ayrımcı dilin en çok nerede karşına çıktığını hatırlıyor musun?