Kendini Değmeyen İnsanlar İçin Üzme

Herkesin hayatında kendini ispatlama, haklı çıkma ya da bir şeyleri düzeltme çabası vardır. Oysa sen, tüm bunların ötesinde, her şeyin farkındasın. Sessizce etrafında olup biteni izliyorsun. Bazen tartışmalara girmek gelse de içinden, biliyorsun ki laf anlatmaya değmeyen insanlarla uğraşmak sadece enerjini tüketiyor.

Kendi sesinden başka sesleri duymayan insanlara, yani çevresine sağırlaşmış insanlara bir şey anlatmak zaten çok zordur. Onlar anlamak istemedikleri için uğraşmaya gerek yok. Sus demiyorum… Ama zamanı geldiğinde konuş. Konuş ki sözün yerini bulsun. Gereksiz gürültülerin içinde kaybolmasın; yalnızca gerçekten dinleyen kulaklarda yankılansın. Çünkü asıl sesini duyması gerekenler, fısıltılarını bile dinlemeye gönüllü olanlardır.

İnsan, bir noktada kimseyi değiştiremeyeceğini anlar. O gün geldiğinde kafanın içi çok daha huzurlu olacak. Laf anlamayanlarla didişmeyi bıraktığında, omuzlarından koca bir yük kalkacak. Boş yere yorulmadığını fark edeceksin.

Unutma: Kendini değmeyen insanlar için üzmek, onların yanlışlarına takılıp moralini bozmak sana hiçbir şey kazandırmaz. Enerjin, en kıymetli hazinendir. Onu, değerini bilen insanlara ve gerçek mutluluklara ayır. Hayat, bu anlamda çok kısa.

Ve unutma: Seyredilen değil, seyreden ol. Olup biteni fark et, dersini al, ama enerjini yalnızca hak edenlere yönelt. Çünkü seyreden, öğrenen ve doğru zamanda harekete geçen kişi daima bir adım öndedir.

Sen değerlisin. Değerini de asla başkalarının kıymetsizliğiyle ölçme. Enerjini hak etmeyenlere harcama; gücünü, yolunu aydınlatacak insanlara sakla.

Peki sen, bugüne kadar kendini değmeyen insanlar için ne kadar üzdün?

Yasemin Kafadar