Hayat, her zaman adil değildir.
Bazen tüm iyi niyetinize, sabrınıza ve sevginize rağmen hak ettiğiniz saygıyı göremezsiniz. Hepimiz bir noktada, “Yeterince seversem, yeterince iyi olursam, bana hak ettiğim değeri verirler” diye düşünmüşüzdür.
Ama gerçek şu ki; bu dünya her zaman sevginin dilinden anlamaz.
Bazen saygı talep edilir. Bazen kazanılır. Ve bazen, dimdik ayakta durarak alınır.
İnsan, başkalarının onayını bekledikçe yıpranır.
Çünkü mesele sadece bir isim, bir unvan ya da bir statü değildir.
Mesele, kendi sesini bulmaktır.
Ve kimsenin, sadece duyulmak için tek başına savaşmak zorunda kalmadığı bir dünyada yaşamaktır.
Savaşın Çeşitleri
Hayatta verdiğimiz mücadeleler farklıdır.
Bazı savaşlar hayatta kalmak içindir: maddi sıkıntılar, sağlık sorunları, hayatta kalma çabaları…
Bazıları ilke içindir: doğrularını savunmak, adalet aramak, haksızlığa boyun eğmemek…
Ve bazıları, sessizce uzaklaşmayı reddetmek içindir: yanlış düzeni kabul etmemek, değişim için adım atmak.
Bazen geri çekilmek, olması gerekenden daha kötü bir düzeni kabullenmek demektir.
Ve o noktada, kalmak da gitmek de bir savaştır.
Dimdik Durmanın Bedeli
Başkaları pes etmenizi beklerken, ayağa kalkmak kolay değildir.
Çünkü bu, yalnız hissettirir. Destek göremediğiniz anlarda, kendinizi sorgulatır.
Ama işte tam o anda, en önemli gerçeği fark edersiniz:
Başkası sizi değerli görmeden önce, kendi değerinizi bilmelisiniz.
Kendi değerinizi bilmek, her kapıyı açmaz belki. Ama sizi kapıların önünde ezilmekten korur.
Çünkü bir insan, değerini bildiğinde kimsenin gölgesinde küçülmez.
Son Söz
Sen bu hayata bir savaşı kazanmak için yola çıkmadın.
Ama sessizce kaybetmeyi reddettin.
Ve farkı yaratan da işte bu oldu.
Yasemin Kafadar
Bu satırlar, dimdik durmanın sessiz ama güçlü yankısını taşıyor. 💎 ‘Başkası seni değerli görmeden önce, kendi değerinizi bilmelisiniz’ cümlen tam kalbime dokundu. Hayatın adil olmadığı anlarda bile, kendi değerini unutmamak ve onurla ayakta kalmak… İşte gerçek zafer bu. Çok ilham verici bir yazı olmuş, yüreğine ve kalemine sağlık.