… Şimdi Bir Tık Kadar Uzak

Biz eskiden bayramı takvimde değil, kalbimizde yaşardık.Bayramdan on gün önce başlardı bizim telaşımız. Babaannemle birlikte tutardık o oruçları…Bayram sabahı, erkenden uyanırdık. Babam, namazdan gelince kurbanımızı keserdi.O kurban etiyle orucumuzu açardık — evet, bayram sabahı…İlk lokma, ilk şükür o kurban etiydi.

Sanki kurban sadece kesmek değil, sabretmekti.Kendini tutmaktı.İçinden geçeni susturmaktı.Ve evimiz…Bir misafir cennetiydi.Kim kurban kesememişse et gönderilirdi. O etlerden yemekler yapılır, kazanlar kaynardı.Gelen aç gitmez di.

Çocuklar gülüşürdü kapıda.Büyükler hoş sohbetle otururdu.Kimse bir yere yetişmezdi, herkes birbirine yetmeye çalışırdı.Ama şimdi öyle mi?

Bayramlar ya tatile kaçış, ya da “çok işim var” bahanesiyle geçiştiriliyor.Bir tıkla kurban kestiriliyor.Ne kurbanı görüyorsun, ne etiyle bir sofra kuruyorsun.Ziyaretler yerini mesajlara bıraktı.“Bayramın kutlu olsun” yazılıp geçiliyor.Ne sarılmak var, ne misafir ağırlamak.Neşemiz kaldı mı?Birlikteliğimiz kaldı mı?Dostluk azaldı, sevgi yüzeyleşti, birlikte olmanın kıymeti unutturuldu.O eski bayramlar, birlikte olmanın bayramıydı.Şimdi bayram, bağlantının var mı yok mu sorusuna döndü.Ve en çok da kalbimizdeki çocuk sessizce soruyor:“Bayram bu mu şimdi?”Belki küçük adımlarla başlarız yeniden…Bir kapı çalarız, bir tabak götürürüz, bir çocuk güldürürüz.Çünkü bayram, hatırladığımız sürece içimizde yaşamaya devam eder.Bayramınız sevgiyle, dostlukla ve gerçek bir birliktelikle dolsun.Sevgilerimle,

Yasemin Kafadar