Devam yazısı
Zihinlerimiz yavaş yavaş işlevini yitiriyor… Farkında mısınız?
Bugün artık nereye baksak, yapay zekâ karşımıza çıkıyor. WhatsApp’tan sosyal medyaya, telefondan bilgisayara kadar her yerde bizim için “düşünen” sistemler var. Görünüşte kolaylık, ama aslında insanlık için büyük bir tehlike:
Teknoloji Kanseri.
Evet, bu bir kanser gibi. Metastaz yapar gibi her yere sızan, yavaş yavaş düşünce kaslarımızı, karar verme yetimizi, üretme gücümüzü ele geçiren bir sistemle karşı karşıyayız. Biz fark etmeden geliyor. Önce yardım ediyor, sonra bağımlı ediyor, en sonunda bizi biz olmaktan çıkarıyor.
Peki ya bir gün elektrikler kesilirse? İnternetler çalışmazsa?
Yapay zekâ sustuğunda… bizim iç sesimiz ne kadar güçlü olacak?
Hatırlayacak mıyız düşünmeyi?
Yazabilecek miyiz duygularımızı?
Kendi kararlarımızı verebilecek miyiz?
Bu artık bir kolaylık değil. Bu, insanı robotlaştıran bir düz sistem. İnsanları “düz ve düz” hale getiren, farklılıkları silen, düşünmeyi gereksiz kılan bir teknoloji salgını.
Teknoloji Kanseri budur işte:
Sessizce yayılır, düşünceyi zayıflatır, insanı üretmekten uzaklaştırır.
Ve bir sabah uyandığımızda, belki de çok geç olur.
Çünkü düşünmeyi unutan bir nesil, karar vermeyi de başaramaz.
Bu yazıyı yazmamın amacı bir isyan değil; bir farkındalık çağrısı.
Kitap okumaktan vazgeçme. Kalem tutmayı unutma. Düşün, sorgula, tartış.
Çünkü bu gidişat, bir son değilse bile, büyük bir dönüşümdür.
Ve bu dönüşümde, kendi benliğimizi kaybetmemek için uyanık olmamız şarttır.
Dünyanın bu sisteme “dur” demesi gerekiyor.
Çünkü bu sadece bir teknoloji meselesi değil, bu insanlığın ruh sağlığıyla ilgili.
Bugün durmazsak, yarın sadece sistemler konuşacak; insanlar değil.
Yasemin Kafadar
